Çikolata


En başından başlayabilmem için çook eskilere, 3000 yıl öncesine, Meksika dolaylarındaki Olmekler’e kadar gitmem gerekti. Çünkü 5-6 metre boyundaki theobroma cacao ağacını ilk kez onlar yetiştirmişti. (Theobroma, Yunanca’da tanrıların içeceği demek.)

Olmekler’den sonra Maya uygarlığı kakaonun bir adım ilerisine geçti. Kakaoyu kaynar su dolu kap üstünde köpük tutması için karıştırdılar. Bu sırada çıkan sese atıfta bulundular ve choco (gürültü) ve ati(su) sözcüklerini birleştirerek xcoati sözcüğünü kullandılar. Onu çok sevdiler; saray ve tapınaklarında bereket sembolü olarak kakao ağacı meyvesine yer verdiler, tanrılarına bu değerli meyveyi sundular.

Aynı bölgenin sonraki ev sahipleri Aztekler kakao çekirdeğinden elde edilen büyülü tozu macunlaştırıp (çikolalaştırmanın bir önceki evrimi) sıvılaştırarak baharatlarla süslediler. Xcoati sözcüğünü “ tchocolati”ye çevirdiler. Günde elli kase çikolata içen kralları Montezuma’ya ve halka müthiş bir gastronomi keyfi sağladılar; askerlerini güçlendirmek veya şifa için de o nefis içeceğe başvurdular. Çikolata tüketmek onları öyle mutlu etti ki onu bilgeliğin, ruhaniliğin, bereketin, mutluluğun simgesi olarak gördüler.

Beyaz Adam 1500'lerde Orta/Güney Amerika’ya ulaştığında çikolatanın Avrupa seruveni basladi. 1500’lerde Kolomb bölgeye ulaştığında çikolatanın önemini hemen kavrayamamıştı. İspanya'yı çikolatayla tanıştıran Herman Cortes'ti. Orta Amerika’daki Eldorado’ya ulaşıp tüm uygarlığı 2 yılda yok etmeyi başaran (!) Cortes ve adamları çikolatanın müptelası olmuşlardı. Bugün dünyanın en iyi çikolatalarının Belçika’da üretilmesinin nedeni de geçmişte saklıydı. Belçika'nın bu uzmanlığı, Hollanda ile birlikte oluşturduğu Flanders (Flaman ülkesi demek)’ın yıllarca bir İspanyol dominyonu olmasından kaynaklanıyordu. Derken İspanya prensesi Fransa’ya gelin gidince ülkeyi çikolata ile tanıştırdı ve Avrupa karıştı. Çikolata Avrupa’da öyle çılgınca tüketilmeye başladı ki bir süre sonra halk tükettiği çikolata için vergi ödemek zorunda kaldı. Kilise çikolatanın “caizliği” üzerine tartışmalara başladı.

Çikolata Orta ve Güney Amerika’da ağır bir tad olarak tüketiliyordu. Avrupa'da ise bu lezzeti güzelleştirmek ve hafifleştirmek için yoğun bir çaba başladı. Amaç kakao yağını çikolatadan ayırmaktı. Sanayi devrimi ile birlikte Hollanda’lı Van Houten 1828'te kakao presini icat etti ve kakao yağının yüzde ellisinden fazlasını ayrıştırmayı başardı. Böylece kakao tozuna şeker, krema eklenerek, içecek yerine, günümüzdeki çikolata üretilmeye başladı. İsviçre'nin Nestle markası ilk sütlü çikolatayı üreterek gastronomi tarihine geçti. İlk çikolatalı pasta “sacher torte” ismiyle Avusturya'da yapıldı.

1. Dünya Savaşı'ndan önce Avrupa'daki işçi sınıfı çikolatayı ancak Noel'lerde tüketebiliyordu. Savaş sonrası çikolata üretiminde endüstriyelleşme başladı. 2. Dünya Savaşı'ndan günümüze kadar sosyal sınıflar arasındaki çikolata tüketimi arasındaki farklar kayboldu. Bunun tek nedeni çikolata fiyatının tek başına ucuzlaması değil, yumurta ve et gibi temel gıdalara göre ucuzlamış olmasıydı. İşçiler ağır işlerde kaybettikleri enerjilerini geri kazanacakları gıdalar arasına çikolatayı da eklediler. Türkiye'de ilk yerel üretim yapan çikolata fabrikası 1927'de Feriköy'de kuruldu. 1980 sonrasında da Türkiye'de çikolata tüketimi hızla arttı.