Şekerin hikayesi


"İnsan ömrü boyunca çocukluğundaki o şekeri sever. Çünkü aslında o şeker çocukluğumuzdur, masumiyetimizdir."(T.Richardson)

Çocukken kalbimizi çalan şekeri hayatımız boyunca en sevmeye devam etmemizden olsa gerek, bugün dünyada yılda 130 milyon ton şeker tüketiliyor.

Mutfak uygarlığının şekerden önce de (Ş.Ö.) bir tarihi var elbette. Ş.Ö.’de yemekleri tatlandırmak için meyvelerin kurutulmuş, sıkılmış, kaynatılıp şuruplaştırılmış versiyonları, bal, tarçın ve hatta şekerli soğan kullanılmış.

Bilinen en eski şeker kaynağı ise on bin yıldır yetiştirilen ve anavatanı Yeni Gine olan şeker kamışı. Şeker kamışının Hindistan’a ulaşması ile birlikte farklı şeker üretim metotları geliştirilmiş, şeker öylesine değerliymiş ki, Hint mitolojilerinde bile yer almış. Pers İmparatoru Darius, M.Ö. 510’daki Hindistan seferinde tanıştığı şekeri ülkesine götürmüş. Araplar İran’ı fethettikten sonra şekeri Kuzey Afrika’ya, İspanya’ya ulaştırmışlar. Haçlı Seferleri sonrasında baharatlar ve egzotik yiyecekler ile birlikte şeker de zengin Avrupalılar’ın mutfağında yerini almış. Amerika şekerle 18. yy’da tanışmış ve güney eyaletlerini şeker kamışı plantasyonları ile donatmış. Bugün dünyanın en büyük şeker tüketimi Amerika’ya ait.

1750’lerde, şeker pancarının şeker üretiminde kullanılabileceği anlaşılmış. Her tür iklimde kolaylıkla yetiştirilebilen bir bitki olduğundan bugün dünyada kullanılan şekerin yaklaşık üçte biri şeker pancarından elde ediliyor.

Ortaçağ’da ilaçların acı tadını ortadan kaldırmak için şekerle kaplanmalarıyla bugünkü şekerlemeler keşfedilmiş.