Doğal döngünün önemli destekçisi: Mantar


Dünyada, çoğu 2mm’den küçük,1 milyona yakın mantar çeşidi yaşıyor.

Mantarların varlığının tanınması MÖ. 1200’lere kadar uzanıyor. Bu döneme ait kayıtlarda bitkiler üzerinde mantarların ürediğine ve zararlı olduklarına dair bilgiler yer alıyor. Romalılar zamanında, depolarda saklanan danelerde ve tahıllarda mantarların ürediği MS. 23-79 kayıtlarına geçmiş. Pompei kazılarında mantar resimlerine rastlanmış.

Toprağa bağlayan kökleri olmadığı için ve fırtınalı havalar sonrası bir anda ortaya çıktıkları için, eski çağlarda mantarlara doğaüstü anlamlar yükleniyordu. Bu gizemler, 18.yy’da mantar sporlarının mikroskop altında gözlemlemesine kadar sürdü. Bu araştırmalarda sporların çoğalması için uygun koşulların nemli ortamlar olduğu, bu nedenle mantarların yağmurlu havalar sonrasında ortaya çıktığı anlaşıldı.

Tarihte mantarlar, yerden bitiyor olarak görülmeleri ve hareket etmemeleri nedeniyle bitki olarak adlandırıldılar. Ancak mikroskobun gelişmesi ile yapılan incelemelerde mantarların klorofil içermemesi, doğadaki besin döngüsünde tüketici olarak yer almaları ve köklerinin olmaması nedeniyle mantarların hayvanlar alemine daha yakın oldukları anlaşıldı.

Mantarlar topraktaki ölü organizmaları, yaprakları, dışkıları çürütüp parçalayarak doğanın döngüsüne önemli bir destek sağlıyorlar. Bitkilerin topraktaki mineralleri ve suyu almalarına yardım ediyorlar.

Mantarlar vitamin ve mineraller açısından çok zenginler ancak sanıldığı gibi protein deposu değiller. Ayrıca mantarlar sindirimi oldukça zor olan bir organizmalar. Bu nedenle, en lezzetli/ekonomik değeri yüksek mantarı bile en az 20 dk yüksek ateşte pişirmek gerekiyor.

Macro mantar denilen 2mm’den büyük türlerin büyük bölümü tropik kuşakta bulunuyor. Türkiye’nin bulunduğu kuşakta ise 10 – 12 bin çesit mantar yaşıyor. Dünyada lezzetli, ekonomik değeri yüksek olarak tanımlanan mantarların tümü Türkiye’de bulunuyor. İtalya’dan kurutulmuş olarak aldığımız porçini mantarların ciddi bir bölümü Türkiye’den gönderiliyor. Belgrad Ormanı’nda bile sonbaharda bol miktarda porçini mantarı toplamak mümkün.

Ormanda mantar toplamak keyifli bir faaliyet. Güneşli günlerde, sabah çiyinin kaybolduğu zamandan öğlen ortasına kadar olan sürede hasır sepetlerle mantar toplamak gerekiyor. (Naylon/kağıt poşetler mantarları hızlıca çürütüyor.) Eksoz gazlarından çıkan zararlı maddeleri bünyelerinde biriktirdikleri için, mantar toplanan bölgenin motorlu taşıt trafiği olan yollardan en az 100 metre uzak olmalı. Mantarın çürümesini engellemek ve tanınmasını sağlamak için, kesmemek, burarak en alt kısmından kopararak toplamak gerekiyor.

Zehirli mantarları tanımak uzmanlık gerektiriyor. Ama genel bazı kurallar da var. Mantarın şapkası ters çevrilip altından bakıldığında lamellerin rengi görülebiliyor. Şapkasının hem altı hem de üstü kahverengi veya beyaz olan lamelli, sapının ucu torba gibi bir kılıf (kase) içinde olan, şapkasının kenarlarında ince iplikcikler bulunan, borucukları yada ayağındaki damar ağları kırmızı olan sünger altlı mantarlardan uzak durmak gerekiyor.

(Kaynak: Jilber Barutçiyan)